Pular para o conteúdo
Publicidade

Jejum e oração

Por Bíblia Online

Jejum e oração são disciplinas espirituais que andam juntas. Jesus jejuou, os apóstolos jejuaram, e a Bíblia ensina que o jejum fortalece a oração e nos aproxima do coração de Deus.

O exemplo de Jesus

Jesus jejuou quarenta dias no deserto antes de iniciar seu ministério. Ele ensinou que certas coisas só acontecem com oração e jejum.

O zaman Yeşua, İblis tarafından denenmek üzere Ruh tarafından çöle götürüldü. Kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.

Onlara, "İnançsızlığınızdan ötürü" dedi. "Size doğrusunu söyleyeyim, hardal tanesi kadar imanınız olsa şu dağa, Buradan şuraya taşınderseniz, taşınır; sizin için imkânsız hiçbir şey olmayacaktır. Ama bu tür, dua ve oruç dışında çıkmaz."

"Ayrıca oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Çünkü onlar oruçlu oldukları insanlar tarafından görülsün diye kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini aldılar. Ama siz, oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın, öyle ki, orucunuz insanlar tarafından değil, gizlide olan Babanız tarafından görülsün; gizlide gören Babanız sizi ödüllendirecektir."

"Ayrıca oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Çünkü onlar oruçlu oldukları insanlar tarafından görülsün diye kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini aldılar.

Ama siz, oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın, öyle ki, orucunuz insanlar tarafından değil, gizlide olan Babanız tarafından görülsün; gizlide gören Babanız sizi ödüllendirecektir."

Kırk gün boyunca İblis tarafından denendi. O günlerde hiçbir şey yemedi. Sonra onlar tamamlanınca, acıktı.

O jejum nas Escrituras

Ao longo da Bíblia, grandes homens e mulheres de fé jejuaram em momentos decisivos — buscando a Deus com urgência e devoção.

Kırk gün kırk gece Yahve’nin yanındaydı; ne ekmek yedi, ne de su içti. Antlaşmanın sözlerini, on buyruğu levhaların üzerine yazdı.

Dua ve dileklerle, oruçla, çul ve külle arayım diye, yüzümü Yahve Tanrı’ya çevirdim.

Güzel yemek yemedim, ağzıma et veya şarap girmedi. Üç hafta tamamlanana dek hiç yağ sürünmedim.

Güzel yemek yemedim, ağzıma et veya şarap girmedi. Üç hafta tamamlanana dek hiç yağ sürünmedim.

"Git, Susa’da hazır bulunan bütün Yahudiler’i topla ve benim için oruç tutun, üç gün, gece gündüz, ne yiyin ne için. Ben ve hizmetçilerim de aynı şekilde oruç tutacağız. Sonra yasaya aykırı olarak kralın yanına gideceğim; eğer ölürsem de ölürüm."

Bu sözleri duyduğumda oturup ağladım ve günlerce yas tuttum ve oruç tutup göğün Tanrısı’nın önünde dua ettim,

O zaman Tanrımız’ın önünde kendimizi alçaltıp, O’ndan kendimiz için, ve yavrularımız için ve bütün malımız için doğru yol dilemek üzere, orada, Ahava Irmağı’nın yanında oruç ilân ettim.

Bunun için oruç tuttuk ve Tanrımız’a yalvardık. O da dileğimizi yerine getirdi.

Bunun için oruç tuttuk ve Tanrımız’a yalvardık. O da dileğimizi yerine getirdi.

David çocuk için Tanrı’ya yalvardı. David oruç tuttu, içeri girip bütün gece yerde yattı.

Ninova halkı Tanrı’ya inandı; oruç ilan ettiler ve büyüğünden küçüğüne kadar çula sarındılar. Bu haber Ninova Kralı’na ulaştı; tahtından kalktı, kaftanını çıkardı, çula sarındı ve küle oturdu. Kral ve ileri gelenlerinin buyruğuyla Ninova’da bir bildiri yayınladı ve şöyle dedi: "Ne insan ne de hayvan, ne sığır ne de koyun hiçbir şey tatmasın; ne otlasınlar, ne de su içsinler. Ancak hem insan hem de hayvan, çul sarınıp Tanrı’ya güçlü bir şekilde feryat etsinler. Evet, herkes kötü yolundan ve ellerindeki zorbalıktan dönsün. Kim bilir? Belki Tanrı döner ve vazgeçer, kızgın öfkesinden döner de, mahvolmayız."

Tanrı onların işlerini, kötü yollarından dönmüş olduklarını gördü. Tanrı onlara yapacağını söylediği felaketten vazgeçti ve onu yapmadı.

O jejum que Deus escolheu

Isaías revela o jejum que agrada a Deus: soltar as cadeias da injustiça, libertar os oprimidos e repartir o pão com o faminto.

'Neden oruç tuttuk da görmüyorsun?' diyorlar,

'neden canımızı ezdik de fark etmiyorsun?'"

"İşte oruç tuttuğun gün zevk alıyorsun,

bütün işçilerine de baskı yapıyorsun.

İşte, siz kavga ve çekişme için,

kötülüğün yumruğuyla vurmak için oruç tutuyorsunuz.

Bugün sesinin yüksekte duyulması için oruç tutmuyorsunuz.

Benim seçtiğim oruç bu mu?

İnsanın canını alçaltma günü ?

Başını saz gibi eğmek,

altına çul ve kül sermek mi?

Buna oruç ve Yahve’ye uygun gün diyeceksin?"

"Benim seçtiğim oruç, bu değil mi:

Kötülüğün bağlarını çözmek,

boyunduruğun kayışlarını açmak,

ezilenleri serbest bırakmak,

ve her boyunduruğu kırmak?

"Benim seçtiğim oruç, bu değil mi:

Kötülüğün bağlarını çözmek,

boyunduruğun kayışlarını açmak,

ezilenleri serbest bırakmak,

ve her boyunduruğu kırmak?

"Şimdi bile" diyor Yahve,

"Bütün yüreğinizle, oruçla, ağlayışla ve yasla bana dönün."

"Şimdi bile" diyor Yahve,

"Bütün yüreğinizle, oruçla, ağlayışla ve yasla bana dönün."

Orucu kutsal sayın.

Toplantıya çağırın.

Yaşlıları ve ülkenin bütün sakinlerini Tanrınız Yahve’nin evine toplayın da

Yahve’ye feryat edin.

A igreja primitiva

Os apóstolos jejuavam antes de decisões importantes. O jejum acompanhava a consagração de líderes e o envio de missionários.

Onlar Efendi’ye hizmet edip oruç tutarlarken Kutsal Ruh, "Barnabas’ı ve Saul’u, kendilerini çağırdığım için bana ayırın" dedi.

Onlar Efendi’ye hizmet edip oruç tutarlarken Kutsal Ruh, "Barnabas’ı ve Saul’u, kendilerini çağırdığım için bana ayırın" dedi.

Onlar Efendi’ye hizmet edip oruç tutarlarken Kutsal Ruh, "Barnabas’ı ve Saul’u, kendilerini çağırdığım için bana ayırın" dedi.

Bunun üzerine oruç tutup dua ettiler. Ellerini Barnabas’la Saul’un üzerlerine koyup onları gönderdiler.

Bunun üzerine oruç tutup dua ettiler. Ellerini Barnabas’la Saul’un üzerlerine koyup onları gönderdiler.

Bunun üzerine oruç tutup dua ettiler. Ellerini Barnabas’la Saul’un üzerlerine koyup onları gönderdiler.

Her kilisede ihtiyarlar atadılar. Dua ve oruçla onları, inandıkları Efendi’ye emanet ettiler.

Praticando o jejum

Quando jejuares, unge a cabeça e lava o rosto. O jejum é entre você e Deus — não para impressionar os homens, mas para buscar ao Senhor.

Seksen dört yıldır duldu. Tapınaktan ayrılmaz, gece gündüz oruçla, duayla tapınırdı.

O’na, "Neden Yuhanna’nın öğrencileri sık sık oruç tutup dua ediyorlar? Aynı şekilde Ferisiler’in öğrencileri de. Ama seninkiler yiyip içiyorlar!" dediler.

Onlara, "Güvey aralarındayken konukları hiç oruç tutturabilir misiniz?" dedi. "Ama güveyin yanlarından alınacağı günler gelecek. O zaman onlar o günlerde oruç tutacaklar."

Yeşua eve geldiğinde öğrencileri özel olarak kendisine, "Biz neden onu çıkaramadık?" diye sordular. Onlara, "Bu tür, duadan ve oruçtan başka bir şeyle çıkmaz" dedi.

Onlara, "Bu tür, duadan ve oruçtan başka bir şeyle çıkmaz" dedi.

Emek verdim, sıkıntı çektim. Kaç kez uykusuz, ve susuz kaldım. Kaç kez yiyecek bulamadım, soğukta ve çıplak kaldım.

Ben ise, onlar hastalandıklarında çul kuşanırdım.

Oruçla canımı alçaltırdım.

Duam kendi bağrıma dönerdi.

Seja o primeiro