Publicidade

Roupas

Por Bíblia Online

A Bíblia fala sobre roupas em sentido literal e espiritual. Deus vestiu Adão e Eva, nos veste de salvação e nos chama a revestir-nos de Cristo e de virtudes santas.

Deus provê as vestes

Desde o Éden, Deus cuidou das necessidades dos seus filhos. Ele nos veste de salvação e de justiça, cobrindo nossa vergonha com sua graça.

Gözleri açıldı ve ikisi de çıplak olduklarını bildiler. İncir yapraklarını dikip kendilerine örtü yaptılar.

Yahve Tanrı Adem’le karısı için hayvan derisinden giysiler yaptı, onları giydirdi.

Yahve’de çok sevineceğim!

Canım Tanrım’da sevinç duyacak,

çünkü O beni kurtuluş giysisiyle sardı.

Damadın çelenkle süslenmesi gibi,

gelinin de mücevherleriyle süslenmesi gibi,

doğruluk kaftanıyla beni örttü.

Revestidos de Cristo

Pelo batismo, somos revestidos de Cristo. A Bíblia nos exorta a vestir compaixão, bondade, humildade, mansidão e paciência.

Çünkü Mesih Yeşua’ya olan imanınız aracılığıyla hepiniz Tanrı’nın çocuklarısınız. Çünkü Mesih’e vaftiz edilenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.

Bu nedenle, Tanrı’nın kutsal ve sevgili seçilmişleri olarak yürekten şefkati, nezaketi, alçakgönüllülüğü, sabrı giyinin.

Galip gelen beyaz giysiler giyecek ve onun adını yaşam kitabından hiçbir şekilde silmeyeceğim. Adını Babam’ın ve meleklerinin önünde açıkça dile getireceğim.

Modéstia e confiança

A beleza verdadeira não está no exterior. A Escritura valoriza o caráter interior acima de adornos e nos ensina a não nos preocupar excessivamente com roupas.

Aynı şekilde, kadınlar da örgülü saçlarla, altınlarla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, edepli, sade ve ölçülü giysilerle, tanrısal olduklarını açıkça söyleyen kadınlara yaraşır biçimde, iyi işlerle süslensinler.

Güzelliğiniz örgülü saçlar, altın takılar, güzel giysiler gibi yalnızca dış görünüşle ilgili olmasın. Tersine yüreğin saklı kişiliğinde, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliği süsünüz olsun. Tanrı katında bunun değeri çoktur.

Bu nedenle size derim ki: Ne yiyip ne içeceğiz?diye yaşamınız için, Ne giyeceğiz?diye bedeniniz için kaygılanmayın. Yaşam yemekten daha fazlası, beden de giyinmekten daha fazlası değil mi?

Çünkü dünyaya hiçbir şey getirmedik, ne de buradan herhangi bir şey götürebiliriz. Ama yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz.

"Kuzu postuna bürünerek size gelen sahte peygamberlerden sakının. Onlar içte avcı kurtlardır.

Bu arada, halktan binlerce kişi birbirlerini ezercesine toplanıyordu. Yeşua hepsinden önce kendi öğrencilerine şunları anlatmaya başladı: "Ferisiler’in mayasından, yani ikiyüzlülükten sakının. Üstü kapalı olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur. Bu nedenle karanlıkta söylediğiniz her şey aydınlıkta duyulacak. İç odalarda kulağa söylediğiniz damlardan duyurulacak."

"Size söylüyorum dostlarım, bedeni öldüren, ama bundan daha fazlasını yapamayanlardan korkmayın. Ama kimden korkmanız gerektiğini size haber vereyim. Öldürdükten sonra Gehenna’ya atma gücüne sahip olan Tanrı’dan korkun. Evet, size söylüyorum, O’ndan korkun.

"Beş serçe iki assarya parasına satılmıyor mu? Bunlardan hiçbiri Tanrı tarafından unutulmuş değildir. Ama başınızdaki saçların bile tamamı sayılıdır. Bu nedenle korkmayın. Siz birçok serçeden daha değerlisiniz.

"Size söylüyorum, insanların önünde beni açıkça kabullenen herkesi, İnsanoğlu da Tanrı’nın melekleri önünde açıkça kabullenecektir. Ama her kim beni insanların önünde inkâr ederse, Tanrı’nın melekleri önünde inkâr edilecektir. İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak, ama Kutsal Ruh’a küfredenler bağışlanmayacaktır. Sizi havraların, yöneticilerin ve yetkililerin önüne çıkardıklarında, nasıl ve ne yanıt vereceğiz ya da ne söyleyeceğiz diye kaygılanmayın. Çünkü Kutsal Ruh o saatte size ne söylemeniz gerektiğini öğretecektir."

Kalabalıktan biri Yeşua’ya, "Öğretmenim, kardeşime mirası benimle paylaşmasını söyle" dedi.

Ama Yeşua ona, "Ey adam! Beni üzerinize kim yargıç ya da hakem yaptı?" dedi. Onlara, "Dikkat edin! Açgözlülükten sakının. Çünkü bir insanın hayatı, sahip olduğu şeylerin bolluğundan oluşmaz."

Yeşua onlara bir benzetme anlattı: "Zengin bir adamın toprağı bol ürün verdi. Adam içinden, Ne yapacağım? Çünkü ürünlerimi koyacak yerim yokdedi. Adam, 'Şunu yapacağımdedi. 'Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım ve bütün tahılımı ve malımı oraya depolayacağım. Canıma da, Ey canım yıllarca yetecek kadar bol malın vardiyeceğim. Rahatına bak, ye, ve tadını çıkar."

"Ama Tanrı ona, Ey akılsız! Bu gece canın senden istenecekdedi. Hazırladığın bu şeyler kimin olacak? Kendisi için hazine biriktiren ve Tanrı önünde zengin olmayan kişi böyledir."

Yeşua öğrencilerine şöyle dedi, "Bunun için size diyorum ki, ne yiyeceğiz diye hayatınız için, ne giyeceğiz diye bedeniniz için kaygılanmayın. Hayat yiyecekten, beden ise giyecekten daha fazlasıdır. Kargalara bakın. Ne eker, ne biçerler. Ne kilerleri, ne de ambarları vardır. Tanrı onları doyurur. Siz kuşlardan ne kadar daha değerlisiniz! Hanginiz kaygılanmakla boyuna bir arşın ekleyebilir?

O zaman bu en ufak şeyi bile yapamıyorsanız, neden geri kalanlar için kaygılanıyorsunuz? Zambakların, nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Yine de size derim ki, tüm görkemiyle Solomon bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Ey kıt imanlılar, bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı, sizi ne kadar daha giydirecektir?

Ne yiyeceğinizi, ne içeceğinizi aramayın, ne de kaygılanın. Çünkü dünya ulusları hep bu şeyleri ararlar. Ama Babanız sizin bu şeylere ihtiyacınız olduğunu bilir. Siz Tanrı’nın Krallığı’nı arayın, o zaman tüm bu şeyler de size katılacaktır. Korkma, ey küçük sürü! Çünkü Krallığı size vermek, Babanız’ın kendi iyi arzusuydu. Sahip olduklarınızı satın, muhtaçlara verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine biriktirin. Orada hırsız yaklaşmaz, güve de yok etmez. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır."

"Kuşaklarınız belinizde bağlı kandilleriniz de yanar olsun. Düğün şöleninden döndüğünde efendilerini hazır bekleyen hizmetkârlar gibi olun. Efendi gelip kapıyı çaldığında, O’na hemen kapıyı açsınlar. Efendi geldiğinde uyanık bulacağı hizmetkârlara ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, kendisi giyinecek, onları sofraya oturtacak ve gelip onlara hizmet edecektir. Eğer ikinci vakitte ya da üçüncü vakitte gelir, onları böyle bulursa, o hizmetkârlara ne mutlu! Ama şunu bilin ki, ev sahibi hırsızın hangi saatte geleceğini bilseydi, gözetler ve evinin soyulmasına izin vermezdi. Bu nedenle siz de hazır olun, çünkü İnsanoğlu O’nu hiç beklemediğiniz bir saatte gelecektir."

Petrus O’na, "Efendimiz, bu benzetmeyi bize mi yoksa herkese mi anlatıyorsun?" dedi.

Efendi şöyle dedi: "O halde efendinin, ev halkına zamanında yiyecek vermesi için başlarına atadığı sadık ve bilge kâhya kimdir?

Efendisi eve döndüğünde öyle yaparken bulacağı o hizmetkâra ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, efendisi onu bütün malının üzerine koyacaktır. Ama eğer o hizmetkâr yüreğinden, Efendimin gelişi gecikiyorder kadın ve erkek hizmetkârları dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa, o hizmetkârın efendisi, onun beklemediği günde ve bilmediği bir saatte gelecek, onu iki parça edip sadakatsizlerle payını verecektir. Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan ve isteğini yerine getirmeyen hizmetkâr çok dayak yiyecektir. Ama bilmeden dayağı hak eden şeyler yapan kişi, az dayak yiyecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir ve kime çok emanet edilmişse, kendisinden daha fazla istenecektir."

"Ben yeryüzüne ateş atmaya geldim. Keşke o şimdiden tutuşmuş olsaydı. Ama vaftiz olmam gereken bir vaftizim var. Bu gerçekleşinceye kadar ne kadar da sıkıntı çekiyorum! Yeryüzüne barış vermeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, tam tersine bölmeye geldim. Şu andan itibaren, bir evde beş kişi olacak, üçü ikiye, ikisi üçe karşı bölünecek. Baba oğula, oğul da babaya karşı bölünecek. Anne kızına, kızı da annesine karşı, kaynana gelinine, gelini de kaynanasına karşı olacaktır."

Yeşua kalabalığa şunu da dedi: "Batıdan yükselen bir bulut gördüğünüzde, hemen, Sağanak geliyordersiniz, öyle de olur. Güney rüzgârı estiğinde, Çok sıcak olacakdersiniz, öyle de olur. Sizi ikiyüzlüler! Yerin ve göğün görünümünü nasıl yorumlayacağınızı bildiğinize göre nasıl oluyor da bu zamanı yorumlayamıyorsunuz? Neden neyin doğru olduğuna kendiniz hükmetmiyorsunuz? Çünkü davacınızla yargıca giderken, yolda ondan gayretle kurtulmaya çalış. Yoksa seni yargıcın önüne sürükler, yargıç da memura teslim eder, memur da seni zindana atar. Sana söylüyorum, borcunun son kuruşunu ödemeden oradan asla çıkamayacaksın."

Yuhanna’nın deve tüyünden yapılmış giysisi ve belinde deri bir kuşağı vardı. Yiyeceği çekirge ve yaban balıydı.

Seja o primeiro
Publicidade
Bíblia Online Bíblia Online

Bíblia Online • Versão: 2026-06-29_22-07-56-