1 Bakın, böylesine büyük bir şahitler kalabalığı etrafımızı bulut gibi sarmıştır! Bu sebeple her engeli ve bizi esir tutan her günahı üzerimizden atalım ve önümüze konulan yarışta kararlı bir şekilde koşalım. 2 Gözümüz İsaʼda olsun. İmanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsaʼdır. O, kendisini bekleyen sevinç için utancı hiçe sayarak çarmıhta ölmeye katlandı ve şimdi Allahʼın tahtının sağında oturuyor.12:2 Allahʼın tahtının sağında oturuyor Allahʼın yanında en şerefli yere kavuşmuştur. 3 Bu sebeple günahkârların bunca düşmanlığına sabırla katlanan İsaʼyı iyice düşünün. O zaman bitkin düşüp yılmazsınız.
4 Günahla mücadelenizde henüz kanınızı akıtacak kadar direnmediniz. 5 Size oğullara söylenir gibi söylenen şu cesaret verici sözleri unuttunuz:
"Oğlum, Rabbin terbiye etmesini küçümseme.
O seni azarlasa, yılma.
6 Çünkü Rab sevdiği kişiyi terbiye eder.
Oğulluğa kabul ettiği herkesi yola getirir."12:6 Özdeyişler 3:11,12 (Eski Antlaşmaʼnın Septuaginta adlı Grekçe tercümesinden.)
7 Allah sizi terbiye ederken acılara dayanın. Allah size oğullara davranır gibi davranıyor. Babasının terbiye etmediği bir oğul var mı? 8 Allah bütün evlatlarına yaptığı gibi sizi de terbiye eder. Eğer etmezse, o vakit oğullar değil, kanun dışı evlatlarsınız. 9 Üstelik bizi terbiye eden bu dünyadaki babalarımız vardı ve biz onlara saygı duyardık. Buna göre ruhsal Babamız olan Allahʼa teslim olmamız çok daha önemli değil mi? Bunu yaparsak, hayat buluruz. 10 Bu dünyadaki babalarımız bizi kısa bir zaman için uygun gördükleri gibi terbiye ettiler. Allah ise, kutsallığına ortak olalım diye, bizi kendi iyiliğimiz için terbiye eder. 11 Terbiye edilmek ilk başta insana hoş gelmez, acı verir. Ama böyle eğitilenler sonunda doğru olanı yapmanın ürünü olan esenliğe kavuşurlar. 12 Onun için, sarkık ellerinizi kaldırın ve bükük dizlerinizi doğrultun. 13 "Ayaklarınıza dümdüz yollar yapın."12:13 Özdeyişler 4:26 O zaman incinmiş ayak sakat kalmaz, tersine şifa bulur.
14 Herkesle barış içinde yaşamak ve kendinizi Rabbe adamak için elinizden geleni yapın. İnsan kendini Rabbe adamadan Oʼnu göremeyecek. 15 Dikkat edin ki, aranızda kimse Allahʼın lütfundan yoksun kalmasın. Kimse zararlı ot gibi kök salıp büyümesin, sıkıntı vermesin ve birçoklarını zehirlemesin. 16 Hiçbiriniz seksüel günah işlemesin veya Esav gibi kutsal değerleri önemsiz görmesin. Esav ilk doğan oğul hakkını bir tek yemek için sattı. 17 Biliyorsunuz, Esav daha sonra Allahʼın bereketine kavuşmak istedi, ama bu isteği reddedildi. Gözyaşları döküp yalvardıysa da, durumu değiştirmeye imkan bulamadı.
18 İsrailoğulları gibi siz dokunulabilen, alev alev yanan dağa yaklaşmadınız. Ortalıkta karanlık, kapkara bulut ve fırtına da yoktur. 19 Onlar bir borazan çalındığını ve bir sesin konuştuğunu işittiler. Ses öyle korkunçtu ki, bunu işitenler kendilerine daha başka bir söz söylenmesin diye yalvardılar. 20 Çünkü Allah, "Bir hayvan bile bu dağa dokunursa, taşlansın!"12:20 Çıkış 19:12,13 diye buyurmuştu. Onlar da bu buyruğa dayanamadılar. 21 Gördükleri o kadar korkunçtu ki, Musa, "Çok korkuyorum, tir tir titriyorum"12:21 Bakınız Yasanın Tekrarı 9:19 ayetine. dedi.
22 Fakat siz Siyon Dağıʼna, diri olan Allahʼın şehrine, göksel Yeruşalimʼe, sayısız meleklerin şenliğine yaklaştınız. 23 Gökte adları yazılı ilk doğanların12:23 Gökte adları yazılı ilk doğanlar İmanlılara "ilk doğanlar" denir, çünkü onlar ilk doğan oğullar gibi Allahʼın bütün bereketlerini miras alırlar. topluluğuna katıldınız. Herkesin yargıcı olan Allahʼa geldiniz. Kusursuz hale getirilmiş doğru insanların ruhlarına yaklaştınız. 24 Yeni bir antlaşmanın aracısı olan İsaʼya da yaklaştınız. Oʼnun serpilmiş kanı, Habilʼin kanından12:24 Habilʼin kanı Allah tarafından hoş karşılanan kurban getirdiği için kardeşi tarafından öldürülen Habilʼin kanı katilin cezalandırılmasını gerektiriyordu. İsaʼnın serpilmiş kanı ise Allah ile imanlılar arasında yeni bir antlaşma sağlar. daha üstün bir anlam taşır.
25 Sakın bunları söyleyeni reddetmeyin. Allah, Musa aracılığıyla insanları yeryüzünde uyardı. Oʼnu reddedenler cezadan kaçamadılar. Şimdi Allah bizi gökten uyarıyor. Oʼndan yüz çevirirsek, bizim de kaçamayacağımız çok daha kesindir. 26 Musaʼnın zamanında Allahʼın sesi sadece yeri sarsmıştı. Ama şimdi Allah şöyle söz veriyor: "Ben bir kere daha yalnız yeri değil, göğü de sarsacağım."12:26 Hagay 2:6 27 "Bir kere daha" sözü şu anlama geliyor: Yaratılmış olan her şey sarsılıp ortadan kalkacak. Öyle ki, sarsılamayan şeyler kalsın. 28 Sarsılmaz bir krallığa kavuştuğumuz için Allahʼa şükredelim. Böylece saygı ve korkuyla Allahʼı memnun edecek biçimde ibadet edelim. 29 Çünkü "Bizim Allahımız ateş gibi yakıp yok edendir."12:29 Yasanın Tekrarı 4:24
1 Wherefore seeing we also are compassed about with so great a cloud of witnesses, let us lay aside every weight, and the sin which doth so easily beset us, and let us run with patience the race that is set before us, 2 Looking unto Jesus the author and finisher of our faith; who for the joy that was set before him endured the cross, despising the shame, and is set down at the right hand of the throne of God. 3 For consider him that endured such contradiction of sinners against himself, lest ye be wearied and faint in your minds. 4 Ye have not yet resisted unto blood, striving against sin. 5 And ye have forgotten the exhortation which speaketh unto you as unto children, My son, despise not thou the chastening of the Lord, nor faint when thou art rebuked of him: 6 For whom the Lord loveth he chasteneth, and scourgeth every son whom he receiveth. 7 If ye endure chastening, God dealeth with you as with sons; for what son is he whom the father chasteneth not? 8 But if ye be without chastisement, whereof all are partakers, then are ye bastards, and not sons. 9 Furthermore we have had fathers of our flesh which corrected us, and we gave them reverence: shall we not much rather be in subjection unto the Father of spirits, and live? 10 For they verily for a few days chastened us after their own pleasure; but he for our profit, that we might be partakers of his holiness. 11 Now no chastening for the present seemeth to be joyous, but grievous: nevertheless afterward it yieldeth the peaceable fruit of righteousness unto them which are exercised thereby. 12 Wherefore lift up the hands which hang down, and the feeble knees; 13 And make straight paths for your feet, lest that which is lame be turned out of the way; but let it rather be healed. 14 Follow peace with all men, and holiness, without which no man shall see the Lord: 15 Looking diligently lest any man fail of the grace of God; lest any root of bitterness springing up trouble you, and thereby many be defiled; 16 Lest there be any fornicator, or profane person, as Esau, who for one morsel of meat sold his birthright. 17 For ye know how that afterward, when he would have inherited the blessing, he was rejected: for he found no place of repentance, though he sought it carefully with tears. 18 For ye are not come unto the mount that might be touched, and that burned with fire, nor unto blackness, and darkness, and tempest, 19 And the sound of a trumpet, and the voice of words; which voice they that heard intreated that the word should not be spoken to them any more: 20 (For they could not endure that which was commanded, And if so much as a beast touch the mountain, it shall be stoned, or thrust through with a dart: 21 And so terrible was the sight, that Moses said, I exceedingly fear and quake:) 22 But ye are come unto mount Sion, and unto the city of the living God, the heavenly Jerusalem, and to an innumerable company of angels, 23 To the general assembly and church of the firstborn, which are written in heaven, and to God the Judge of all, and to the spirits of just men made perfect, 24 And to Jesus the mediator of the new covenant, and to the blood of sprinkling, that speaketh better things than that of Abel. 25 See that ye refuse not him that speaketh. For if they escaped not who refused him that spake on earth, much more shall not we escape, if we turn away from him that speaketh from heaven: 26 Whose voice then shook the earth: but now he hath promised, saying, Yet once more I shake not the earth only, but also heaven. 27 And this word, Yet once more, signifieth the removing of those things that are shaken, as of things that are made, that those things which cannot be shaken may remain. 28 Wherefore we receiving a kingdom which cannot be moved, let us have grace, whereby we may serve God acceptably with reverence and godly fear: 29 For our God is a consuming fire.
Domínio Público. Esta tradução bíblica de domínio público é trazida a você por cortesia de eBible.org.