1 Faydalı olmasa da övünmek lazım. Şimdi Rabʼden aldığım olağanüstü görüntülere ve vahiylere gelelim. 2 Mesihʼe bağlı bir adam tanıyorum. Kendisi on dört sene önce en yüksek göğe12:2 En yüksek göğe Grekçede, "üçüncü göğe". götürüldü. Oraya bedeniyle mi, bedeninden ayrı olarak mı götürüldüğünü bilmiyorum. Bunu ancak Allah bilir. 3 Evet, tanıdığım öyle bir adam var. Bu olay bedence mi, yoksa bedenden ayrı olarak mı oldu? Bunu bilmiyorum. Ancak Allah bilir. 4 O adam cennete alındı. Orada dille anlatılamaz sözler işitti. Bu sözleri insanın tekrarlaması yasaktır. 5 İşte, öyle bir adamla övüneceğim. Ama kendimle övünmeyeceğim. Olsa olsa güçsüzlüğümü gösteren şeylerle övüneceğim. 6 Övünmek istesem bile, akılsızlık etmiş olmam, çünkü gerçeği söylemiş olurum. Fakat kimse beni olduğumdan üstün sanmasın diye övünmekten çekiniyorum. Öyle ki, kimse bana bende gördüğünden ve benden işittiğinden fazla önem vermesin. 7 Aldığım olağanüstü büyük vahiylerden dolayı gururlanmayayım diye, Allahʼın izniyle bedenime bir diken saplandı. Bu diken, bana eziyet eden Şeytanʼın bir meleğidir. Bu, gururlanmamayım diye oldu. 8 Bundan kurtulmak için Rabbe üç defa yalvardım. 9 Ama Rab bana şöyle dedi: "Benim lütfum sana yeter. Çünkü benim gücüm insan güçsüz olduğu zaman tam olarak görülür." Bunun için güçsüzlüklerimle seve seve övüneceğim. Öyle ki, Mesihʼin gücü üzerimde olsun. 10 Bu sebeple, Mesihʼin uğruna güçsüzlükleri, aşağılanmaları, zorlukları, eziyetleri ve darlıkları sevinçle karşılıyorum. Çünkü ne zaman güçsüzsem, o zaman kuvvet buluyorum.
11 Böyle övünmekle kendimi aptal yerine koydum. Ama siz beni buna zorladınız. Aslında siz beni övmeliydiniz. Çünkü bir hiçsem de, üstün saydığınız o elçilerden hiçbir eksiğim yok. 12 Aranızdayken çok sabırlı davrandım. Elçiliğim mucizevi işaretler, harikalar ve mucizelerle kanıtlandı. 13 Siz öbür imanlı topluluklarından ne bakımdan eksik kaldınız? Tek eksiğiniz şu: sırtınızdan geçinmeye kalkışmadım. Bu haksızlığımı bağışlayın!
14 İşte yanınıza gelmeye hazırlanıyorum. Bu üçüncü ziyaretim olacak. Gelince sırtınızdan geçinmeyeceğim. Çünkü malınızı değil, sizi istiyorum. Ne de olsa, çocukların anne babaları için değil, anne babaların çocukları için para biriktirmesi lazım. 15 Canlarınız uğruna seve seve her şeyimi harcarım, kendimi bile feda ederim. Sizi daha çok seversem, ben daha az mı sevileceğim? 16 Peki, öyle olsun. Ben size yük olmadım. Ama kurnazmışım. Sözde sizi hileyle tuzağa düşürmüşüm! 17 Size gönderdiğim adamlardan biri aracılığıyla sizden faydalandım mı? 18 Sizi ziyaret etmesi için Titusʼa yalvarmıştım. Onunla birlikte öbür kardeşi de gönderdim. Acaba Titus sizden faydalandı mı? Hayır! Titusʼla ben aynı düşünceyle davranıp aynı yolu izlemedik mi?
19 Belki bunca zaman kendimizi gözünüzde haklı çıkarmaya çalıştığımızı sanıyorsunuz. Hayır, Allahʼın gözü önünde Mesihʼe ait kişiler olarak konuşuyoruz. Sevgili kardeşler, yaptığımız her şey ruhça güçlenmeniz içindir. 20 Çünkü yanınıza geldiğimde sizi istediğim vaziyette bulmayacağımdan korkuyorum. Siz de beni istediğiniz vaziyette bulmayabilirsiniz. Aranızda çekişme, kıskançlık, öfke, bencillik, iftira, dedikodu, gurur ve karışıklık olabilir. 21 Size tekrar geldiğim zaman, Allah beni önünüzde küçük düşürebilir diye korkuyorum. Birçoğunuz daha önce günah işlemiştiniz ve rezil davranışlardan, zina ve azgın seksüel hareketlerden tövbe etmediniz. Bu yüzden sizin için yas tutmak zorunda kalacağımdan korkuyorum.
1 Importa que me glorie? Na verdade, não convém! Passarei, entretanto, às visões e revelações do Senhor.
2 Conheço um homem em Cristo que há catorze anos foi arrebatado até o terceiro céu. Se foi no corpo, não sei. Se fora do corpo, também não sei; Deus o sabe.
3 E sei que esse homem – se no corpo ou se fora do corpo, não sei; Deus o sabe –
4 foi arrebatado ao paraíso e lá ouviu palavras inefáveis, que não é permitido a um homem repetir.
5 Desse homem eu me gloriarei, mas de mim mesmo não me gloriarei, a não ser das minhas fraquezas.
6 Pois, ainda que me quisesse gloriar, não seria insensato, porque diria a verdade. Mas abstenho-me, para que ninguém me tenha em conta de mais do que vê em mim ou ouve dizer de mim.
7 Demais, para que a grandeza das revelações não me levasse ao orgulho, foi-me dado um espinho na carne, um anjo de Satanás para me esbofetear e me livrar do perigo da vaidade.
8 Três vezes roguei ao Senhor que o apartasse de mim.
9 Mas ele me disse: "Basta-te minha graça, porque é na fraqueza que se revela totalmente a minha força". Portanto, prefiro gloriar-me das minhas fraquezas, para que habite em mim a força de Cristo.
10 Eis por que sinto alegria nas fraquezas, nas afrontas, nas necessidades, nas perseguições, no profundo desgosto sofrido por amor de Cristo. Porque, quando me sinto fraco, então é que sou forte.
11 Tenho-me tornado insensato! Vós a isso me obrigastes. Vós é que deveríeis fazer o meu elogio, visto que em nada fui inferior a esses eminentes apóstolos, se bem que nada sou.
12 Os sinais distintivos do verdadeiro apóstolo se realizaram em vosso meio com uma paciência a toda prova, de sinais, prodígios e milagres.
13 Em que fostes inferiores às outras igrejas, senão no fato de que a vós não vos fui pesado? Relevai-me esta injúria!...
14 Eis que estou pronto a ir ter convosco pela terceira vez. Não vos serei oneroso, porque não busco os vossos bens, mas sim a vós mesmos. Com efeito, não são os filhos que devem entesourar para os pais, mas os pais para os filhos.
15 De muito boa vontade darei o que é meu, e me darei a mim mesmo pelas vossas almas, ainda que, amando-vos mais, seja menos amado por vós.
16 Mas seja! Não vos fui pesado. Como, porém, sou esperto, apanhei-vos pela astúcia...
17 Acaso tirei proveito de vós por meio de algum daqueles que vos enviei?
18 Roguei a Tito, e com ele enviei um irmão que conheceis. Por acaso tirou Tito de vós alguma coisa? Não andamos nós com o mesmo espírito, sobre as mesmas pegadas?
19 Já há muito pensais que nos justificamos diante de vós. Perante Deus, em Cristo, é que nós falamos; mas tudo isso, meus caríssimos, para vossa edificação.
20 Temo que, quando for, não vos ache quais eu quisera, e que vós me acheis qual não quereríeis. Receio encontrar entre vós contendas, invejas, rixas, dissensões, calúnias, murmurações, arrogâncias e desordens.
21 Receio que à minha chegada entre vós Deus me humilhe ainda a vosso respeito; e tenha de chorar por muitos daqueles que pecaram e não fizeram penitência da impureza, fornicação e dissolução que cometeram.