1 İsa bir gün tapınak avlusunda halka vaaz edip Müjdeʼyi bildiriyordu. O zaman başrahipler, Tevrat uzmanları ve halkın liderleri Oʼna yaklaştılar. 2 "Söyle bize bakalım" dediler. "Bu şeyleri ne yetkiyle yapıyorsun? Sana bu yetkiyi veren kim?"
3 İsa onlara şöyle cevap verdi: "Ben de size bir soru soracağım. Bana söyleyin: 4 Yahyaʼnın vaftiz etme yetkisi nereden geldi? Allahʼtan20:4 Allahʼtan Harfi harfine "gökten." Yahudiler Allahʼın adını boş yere söylememek için Allah yerine "gök" derlerdi. mı yoksa insandan mıydı?"
5 Bu soruyu aralarında tartışıp şöyle dediler: " ‘Allahʼtan’ dersek, ‘O zaman ona neden inanmadınız?’ diyecek. 6 Ama ‘İnsandan’ dersek, bütün halk bizi taşlayacak, çünkü hepsi Yahyaʼnın peygamber olduğuna inanıyor."
7 Böylece, "Nereden olduğunu bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
8 İsa da onlara şöyle dedi: "Ben de bu şeyleri ne yetkiyle yaptığımı size söylemem."
9 Sonra İsa halka şu benzetmeyi anlattı: "Bir adam üzüm bağı dikmiş ve onu bağcılara kiraya vermiş. Sonra yolculuğa çıkarak uzun bir süre uzakta kalmış. 10 Üzüm toplama zamanı gelince, bağ sahibi bağcılara bir köle göndermiş. Bağın ürününden sahibine düşen payı vermelerini istemiş. Ama bağcılar köleyi dövüp boş elle geri göndermişler. 11 Sonra adam başka bir köle göndermiş. Onu da dövüp aşağılamışlar ve boş elle geri yollamışlar. 12 Adam üçüncü defa bir köle göndermiş. Bağcılar onu da yaralayıp bağdan atmışlar.
13 Sonra bağ sahibi demiş ki, ‘Acaba ne yapsam? Sevgili oğlumu göndereyim. Herhalde ona saygı gösterirler.’
14 Ama bağcılar sahibin oğlunu görünce birbirleriyle şöyle konuşmuşlar: ‘Mirasçı budur. Onu öldürelim de, miras bize kalsın.’ 15 Böylece, sahibin oğlunu bağdan dışarı atıp öldürmüşler.
Peki, bunun sonunda bağ sahibi onlara ne yapacak? 16 Gelip o bağcıları yok edecek, üzüm bağını da başkalarına verecek."
Halk bunu duyunca, "Allah korusun" dedi.
17 İsa onların gözlerinin içine bakarak şöyle dedi: "O zaman Kutsal Yazılarʼdaki şu söz ne demek?
‘İnşaatçıların reddettiği taş,
binanın köşe taşı20:17 Binanın köşe taşı Köşede iki duvarı birleştiren ve dolayısıyla bütün binayı bir arada tutan binanın en önemli taşı. Bazı uzmanlara göre kemeri bir arada tutmak için yerleştirilen son taş. Bu benzetmeye göre Mesih liderler tarafından reddedilecek ve sonra kurtarıcı ve kral olacaktı. oldu.’20:17 Mezmur 118:22
18 Kim o taşın üzerine düşerse, paramparça olacak. O taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz duman edecek."
19 Tevrat uzmanları ve başrahipler o anda İsaʼyı yakalamak istediler, çünkü bu benzetmeyi kendilerine karşı anlattığını anladılar. Ama halkın tepkisinden korktular.
20 Bu yüzden İsaʼyı gözlemeye başladılar. Kendilerine dürüst insan süsü veren ispiyoncular gönderdiler. İsaʼyı kendi sözüyle tuzağa düşürmek istiyorlardı. Bunu İsaʼyı valinin hükmüne ve yetkisine teslim edebilmek için yaptılar. 21 Böylece İsaʼya sordular: "Öğretmenimiz, biliyoruz ki, sen doğru olanı söylüyorsun ve öğretiyorsun. İnsanlar arasında ayrım yapmıyorsun, Allahʼın yolunu dürüstlükle öğretiyorsun. 22 Sezarʼa vergi ödememiz Tevratʼa uygun mu, değil mi?"
23 Ama İsa onların hilesini anlayıp şöyle dedi: 24 "Bana bir gümüş para gösterin! Üzerinde kimin resmi var, kimin adı yazılı?"
"Sezarʼın" dediler.
25 İsa da onlara şöyle dedi: "Öyleyse, Sezarʼın hakkını Sezarʼa verin, Allahʼın hakkını da Allahʼa verin."
26 İspiyoncular İsaʼyı halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Oʼnun cevabına hayret ederek susup kaldılar.
27 Sonra İsaʼya bazı Sadukiler geldi. Sadukiler "Ölüler dirilmez" derler. 28 İsaʼya şunu sordular: "Öğretmenimiz, Tevratʼta Musa bize şöyle buyurur: ‘Eğer evli bir adam çocuksuz ölürse, adamın kardeşi ölen kardeşinin karısını alsın ve kardeşinin soyunu devam ettirsin.’ 29 Peki, yedi kardeş var diyelim. Birincisi bir kadınla evlendi, fakat çocuğu olmadan öldü. 30 İkincisi de öyle. 31 Üçüncüsü de aynı kadınla evlendi. Bütün diğer kardeşler de sırayla onunla evlendi, ama hepsi çocuksuz öldü. 32 En sonunda kadın da öldü. 33 Bu durumda ölüler dirildiği zaman kadın kimin karısı olacak? Çünkü bu kadın yedi kardeşin de karısı olmuştu."
34 İsa onlara şöyle cevap verdi: "Bu dünyanın insanları karı alırlar, kocaya giderler. 35 Ama gelecek dünyaya ve ölümden dirilişe kavuşmaya layık sayılanlar, ne karı alırlar, ne de kocaya giderler. 36 Böyleleri bir daha ölemez, melekler gibi olurlar. Ölümden dirilenler olarak Allahʼın oğulları olurlar. 37 Musa yanan çalı hakkındaki bölümde ölülerin dirildiğine işaret ediyor. Orada Rab için, ‘İbrahimʼin Allahı, İshakʼın Allahı ve Yakubʼun Allahı’20:37 Çıkış 3:6 der. 38 Allah ölülerin değil, yaşayanların Allahıʼdır. Çünkü Oʼnun gözünde herkes hâlâ yaşıyor."
39 Bazı Tevrat uzmanları söze karışıp şöyle dedi: "Öğretmenimiz, iyi cevap verdin." 40 Çünkü kimse artık İsaʼya soru sormaya cesaret etmedi.
41 Sonra İsa onlara şöyle dedi: "İnsanlar Mesihʼe neden Davud Oğlu diyorlar? 42,43 Çünkü Davud Mezmurlar kitabında şöyle diyor:
‘Rab Efendimʼe dedi ki,
"Senin düşmanlarını ayaklarına basamak yapacağım.
O zamana kadar sağımda otur." ’20:42-43 Mezmur 110:1
44 Davud Mesihʼe ‘Efendim’ dediğine göre, Mesih nasıl Davudʼun oğlu olabilir?"
45 Bütün halk dinlerken İsa kendi öğrencilerine şunları söyledi: 46 "Tevrat uzmanlarından sakının. Onlar uzun elbiseler içinde dolaşmayı severler. Çarşılarda selam almaya bayılırlar. Toplantı yerlerinde en saygın yerleri ve ziyafetlerde en güzel yerleri ararlar. 47 Dul kadınları kandırıp mallarını mülklerini ellerinden alırlar. Gösteriş için uzun uzun dua ederler. Böyle kişilerin cezası çok ağır olacak."
1 Kaj en unu el la tagoj, dum li instruis la popolon en la templo kaj predikis la evangelion, la ĉefpastroj kaj la skribistoj venis kun la pliaĝuloj; 2 kaj ili ekparolis, dirante al li: Diru al ni: Laŭ kia aŭtoritato vi ĉi tion faras? aŭ kiu estas tiu, kiu donis al vi tian aŭtoritaton? 3 Kaj responde li diris al ili: Mi ankaŭ faros al vi demandon, kaj diru al mi: 4 La baptado de Johano, ĉu ĝi estis el la ĉielo, aŭ el homoj? 5 Kaj ili diskutis inter si, dirante: Se ni diros: El la ĉielo; li diros: Kial vi ne kredis al li? 6 Sed se ni diros: El homoj; la tuta popolo ŝtonmortigos nin, ĉar ili estas konvinkitaj, ke Johano estis profeto. 7 Kaj ili respondis, ke ili ne scias, de kie ĝi estis. 8 Kaj Jesuo diris al ili: Kaj mi ne diras al vi, laŭ kia aŭtoritato mi faras ĉi tion.
9 Kaj li komencis paroli al la popolo la jenan parabolon: Unu viro plantis vinberĝardenon, kaj luigis ĝin al kultivistoj, kaj forvojaĝis por longa tempo. 10 Kaj en la ĝusta tempo li sendis sklavon al la kultivistoj, por ke ili donu al li el la frukto de la vinberejo; sed la kultivistoj skurĝis lin, kaj forsendis lin senhava. 11 Kaj li sendis ankoraŭ alian sklavon, kaj lin ankaŭ ili skurĝis kaj malhonoris, kaj forsendis lin senhava. 12 Kaj li sendis ankoraŭ trian, kaj lin ankaŭ ili vundis kaj elĵetis. 13 Kaj la sinjoro de la vinberejo diris: Kion mi faru? Mi sendos mian amatan filon; eble lin ili respektos. 14 Sed kiam la kultivistoj lin vidis, ili diskutis unu kun alia, dirante: Ĉi tiu estas la heredonto; ni lin mortigu, por ke la heredaĵo fariĝu nia. 15 Kaj ili elĵetis lin el la vinberejo kaj lin mortigis. Kion do faros al ili la sinjoro de la vinberejo? 16 Li venos kaj pereigos ĉi tiujn kultivistojn, kaj donos la vinberejon al aliaj. Kaj aŭdinte tion, ili diris: Ne tiel estu. 17 Sed li, rigardante ilin, diris: Kio do estas la jena skribitaĵo:
Ŝtono, kiun malŝatis la konstruantoj,
Fariĝis ŝtono bazangula? 18 Ĉiu, kiu falas sur tiun ŝtonon, rompiĝos; sed sur kiun ĝi falos, tiun ĝi polvigos.
19 Kaj la skribistoj kaj ĉefpastroj celis meti manojn sur lin en tiu sama horo, kaj ili timis la popolon; ĉar ili eksciis, ke kontraŭ ili li parolis ĉi tiun parabolon. 20 Kaj ili observis lin, kaj elsendis spionojn, kiuj ŝajnigis sin justaj, por ke ili ekkaptu lian parolon, celante transdoni lin al la potenco kaj aŭtoritato de la provincestro. 21 Kaj ili demandis lin, dirante: Majstro, ni scias, ke vi prave parolas kaj instruas, kaj ne akceptas ies personon, sed instruas laŭ vero la vojon de Dio: 22 Ĉu konvenas al ni doni tributon al Cezaro, aŭ ne? 23 Sed sciante ilian ruzecon, li diris al ili: 24 Montru al mi denaron. Kies bildon kaj surskribaĵon ĝi portas? Kaj ili respondis: De Cezaro. 25 Kaj li diris al ili: Tial redonu al Cezaro la propraĵon de Cezaro, kaj al Dio la propraĵon de Dio. 26 Kaj ili ne povis ekkapti la diron antaŭ la popolo; kaj ili miris pro lia respondo, kaj silentis.
27 Kaj venis iuj el la Sadukeoj, kiuj diras, ke ne estas releviĝo; kaj ili demandis lin, 28 dirante: Majstro, Moseo skribis por ni, ke, se ies frato mortos, havante edzinon, kaj li estas seninfana, lia frato prenu la edzinon kaj naskigu idaron al sia frato. 29 Estis do sep fratoj; kaj la unua edziĝis, kaj mortis seninfana; 30 ankaŭ la dua; 31 kaj la tria ŝin prenis; kaj tiel same ankaŭ la sep ne lasis infanojn, kaj mortis. 32 Laste mortis ankaŭ la virino. 33 En la releviĝo do por kiu el ili ŝi estos edzino? ĉar la sep havis ŝin kiel edzinon. 34 Kaj Jesuo diris al ili: La filoj de ĉi tiu mondo edziĝas kaj estas edzigataj; 35 sed kiuj estas juĝitaj indaj atingi tiun mondon kaj la releviĝon el la mortintoj, tiuj nek edziĝas nek edziniĝas; 36 ĉar ili ne plu povas morti; ĉar ili estas egalaj kun la anĝeloj, kaj estas filoj de Dio, estante filoj de la releviĝo. 37 Sed ke la mortintoj leviĝas, Moseo mem montris en la arbetaĵo, kiam li nomis la Eternulon la Dio de Abraham kaj la Dio de Isaak kaj la Dio de Jakob. 38 Li estas Dio ne de mortintoj, sed de la vivantoj, ĉar ĉiuj vivas al Li. 39 Kaj iuj el la skribistoj responde diris: Majstro, vi bone diris. 40 Kaj ili ne plu kuraĝis fari al li demandon.
41 Kaj li diris al ili: Kiel oni diras, ke la Kristo estas filo de David? 42 Ĉar David mem diras en la Psalmaro:
La Eternulo diris al mia Sinjoro:
Sidu dekstre de Mi,
43 Ĝis Mi faros viajn malamikojn benketo por viaj piedoj. 44 Tial David nomas lin Sinjoro, kaj kiamaniere li estas lia filo?
45 Kaj dum la tuta popolo aŭskultis, li diris al siaj disĉiploj: 46 Gardu vin kontraŭ la skribistoj, kiuj amas promenadi en roboj kaj amas salutojn sur la placoj, kaj ĉefseĝojn en la sinagogoj, kaj ĉeflokojn ĉe festenoj; 47 kaj kiuj formanĝas domojn de vidvinoj, kaj por preteksto longe preĝas. Ĉi tiuj ricevos pli severan kondamnon.